Blog Yazısı

3 yıl sonra evinden çıkan Barış yeniden eve kapandı. “Düzelmek istemiyorum”

{“title”: “Deprem Sonrası İzolasyon ve Psikolojik Mücadele: Barış Özbay’ın Hikayesi”, “content”: “

Hatay’da yaşanan büyük depremin ardından genç yaşta ciddi bir psikolojik travma yaşayan ve evden çıkmayı reddeden 25 yaşındaki Barış Özbay, kısa süre önce hastaneden taburcu olmasına rağmen yaşam tarzında köklü değişiklikler göstermiyor. Depremin ardından ailesiyle birlikte hayata tutunmaya çalışan Özbay, yaşadığı deneyimlerin onu derinden etkilediğini ve hayata karşı ilgisini kaybettiğini ifade ediyor. Üç aylık psikolojik ve tıbbi tedavi sürecinin ardından eve dönen genç adam, ilaçlarını reddediyor ve kendisini büyük ölçüde sanal dünyaya kapatmış durumda.

Depremin ardından yaşadıkları korku ve kayıplar, ailesinin yaşamını da derinden etkiledi. Semra Özbay ve oğlu Barış, birlikte yaşadıkları zorluklara rağmen hayata tutunma çabası içerisinde. Depremin üçüncü yılına girilirken, ailesiyle birlikte eski günlerine dönme umudunu yitirmiş gibi görünen Özbay, yaşamını büyük ölçüde telefon ve bilgisayar ekranlarıyla sınırlı tutuyor. Hastanede aldığı tedavileri sonlandırdıktan sonra ilaçlarını kullanmayı bırakmasıyla birlikte, psikolojik durumunun daha da kötüleştiği düşünülüyor. Özbay’ın bu durumu, onun kendini yalnız hissettiğinin ve hayata küstüğünün göstergesi olarak yorumlanabilir.

Hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük bir boşluğa düşen genç adam, günlük rutinlerini yerine getirmiyor ve kendisine yönelik bakımlarını uzun süredir ihmal ediyor. Kişisel hijyen ve bakımına ilgisizliği dikkat çekerken; duş almak ya da temel ihtiyaçlarını karşılamak onun için neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Özbay’ın bu tercihi, ruh sağlığındaki bozukluğun ve umutsuzluğun somut bir göstergesi. Ayrıca, yaşadığı travmanın ve yalnızlığın gölgesinde, psikologların önerdiği tedavi yöntemlerini bilmese de, kendisinin düzelmek istememesinin altında uyuşukluk ve isyan duygusu yatıyor. Bu durum, ailesinin ve toplumun ona karşı olan ilgisini de etkilese de, Özbay kendisini bu durumun içinde sessiz sedasız kabullenmiş gibi görünüyor.

İçe kapanık ve umutsuz bir ruh hali içerisinde olan Özbay, çevresine karşı duyduğu ilgisizlik ve kayıtsızlıkla dikkat çekiyor. Yaptığı konuşmalarda, en küçük bir eylemi bile yerine getirmekten vazgeçmiş ve yaşamdan beklediği herhangi bir değişiklik olmadığını ifade ediyor. Kendisine yöneltilen tedavi ve iyileşme tekliflerine karşı ise duyarsız kalıyor, hatta bu süreçlerin kendisi için bir anlam taşımadığını söylüyor. Bu ruh halinin altında yatan en önemli faktörlerin başında, yaşadığı travmanın ve kayıpların derin izleri olduğu düşünülüyor. Özbay’ın hikayesi, deprem gibi büyük travmaların ardından ruh sağlığını kaybeden bireylerin karşılaştığı güçlükleri ve toplumsal desteğin önemini bir kez daha gündeme getiriyor.”}